4/01/2025

KÜÇÜKSU KASRI-ANADOLU HİSARI-KANDİLLİ TURU

28 Eylül 2024 Cumartesi

İstanbul Kazan Ben Kepçe instagram grubu ile dün Anadolu Hisarı-Kandilli turuna katıldım.

Kandilli'ye daha önce hiç gitmedim, Anadolu Hisarı'na da. 

Sabah Defne'yi babasına bırakıp arabayı park edebilmek için -oralarda tek bildiğim park yeri- Sabancı Öğretmen Evi'ne gittim. Yollar çok rahattı. Trafiğe hiç takılmadan ulaştım Küçüksu'ya. 

Sabah erken olduğundan herhalde her yer boştu.

Buluşmamıza daha yarım saatten fazla vardı. 

Ben de Sabancı Ögretmenevi'ne geçtim. 

Sabah sabah çok güzeldi buralar.

Bir fincan çay bir dilim de kek aldım.

Denize karşı bir masaya oturdum. 

Çayımı içtim kek güzel değildi bir ısırık alıp  gerisini çantama attım. ( Ertesi gün sabah kahvaltı'da yedik Defne ile. Aslında gayet de güzelmiş.)

Sonra da buluşma noktamız olan Anadolu Hisarı İskelesi'ne gittim. 

Mini mini bir meydan. Yanında minik bir çay bahçesi var.

 Gayet hoş.

Anadolu Hisarı İskelesi İstanbul'da çok sevdiğim bir kaç iskeleden biri oldu. 

.

Eskiden bu meydanda Fatih'in yaptırdığı bir cami varmış. Şimdi başka yere taşınmış.

İskelede grup arkadaşlarım ve rehberimiz Tahsin Toğral ile tanıştım.

Rehberimiz uzun yıllar müzelerde çalışmış idarecilik yapmış, tez yazmış, akademik hayatı da olan epey donanımlı profesyonel biri. Ayrıca kendisini çok sempatik ve sevimli buldum. 

Her birimize bir kulaklık ve boynumuza asmamız için alıcı bir cihaz verdi.

Böylece gezi boyunca iletişim problemimiz hiç olmadı.

Herkes tam vaktinde geldi. Rehberimizle birlikte 15 kişi idik.

Önce rehberimiz iskeleyi açtırdı. Oradan bir manzaraya baktık.

Güzel manzara eşliğinde Anadolu Hisarı bölgesinin tarihini anlattı.

Boğaz hakkında kısa bir bilgi verdi.

Buradan Anadolu Hisarı Müzesi'ne geçtik.

İlk kez Anadolu Hisarı'na girdim.

Bu hisarı Yıldırım Beyazıt yaptırmış torunu Fatih Sultan Mehmet ise eklemeler yapmış.

1928 yılında yol genişletme çalışmalarında ortadan kesmişler.

Kalenin ortasından yol geçiyor yine de oldukça etkileyici. 

Yukarıdan da manzara harika.





Yukarıda Göksu görünüyor. 3 km kadar içe giriyormuş. Tekne turu yok ama kanolarla gezilebiliniyormuş.

 İleriyi çok merak ettim bir gün Defne ile gelip kano ile bir görmek  istiyorum.

Buradan Telgrafhane'ye geçtik.

Buradan sonra Tarihî Namazgah'a geçtik.

   Burada eskiden yeniçeri ile namaz kılınırmış.

 Günümüzde de eskiyi ihya etmek için organizasyonlar düzenleniyor ve bazen toplu namaz kılınıyormuş burada.

Namazgahtan sonra Anadolu Hisarı'nın tarihi evlerini görmek için arka taraftan Setüstü Sokağa saptık.



Yukarıda görülen şey bir su terazisi imiş.
İstanbul'da içme suyu hep bir sorun olmuş. Su uzaklardan kemerlerle su yolları ile gelirken basıncı dengelensin diye böyle su terazileri yapılmış. Buradan hava alıp dengeleniyormuş.


Burada eski evlerde posta kutuları da çok  hoştu. 



Tarihi sokaklar tarihi evler derken mahalle arasında Muhaşşi Sinan Camisini gördük.

Muhaşşi haşiye yapan demek. 

Kadı Beyzavi'ye ait tefsire haşiye yazdığından Sinan Efendiye bu isim verilmiş.

Tipik kıvrımlı bir Osmanlı Sokağı. 

Osmanlı'da dümdüz bir sokak olmaz. Mahremiyete aykırı sayarlar. 

Burada bir kadına ait bir hayrat var. Okul yaptırmış. Kitabede kim burayı başka işler için kullanırsa lanet olsun yazıyormuş. Şu anda ise boş boş duruyor.

Sonra da Sakabayırı Sokağı'ndan geçerek tepeye çıktık. 

Bir de buradan manzaralara baktık.

 Çok güzeldi.



Buradan aşağı indik. Tarihi mezarlığı gördük. 

Burası Yıldırım Beyazıt zamanından kalma bir mezarlık. Yani ta o zamandan beri buralar Türk yurdu imiş.
 

Kızılserçe sokağındaki meşhur çeşmeyi gördük.


Zanarro'nun çizdiği gibi hâlâ aynı yerde aynı şekilde akmaya devam ediyor.


 

Göksu Deresini de yakından gördükten sonra Küçüksu Kasrı'na geçtik.

Küçüksu Kasrı çok güzeldi. 

Bizim rehberimiz burada idarecilik yapmış. Dolayısı ile kasır hakkında epey bilgi sahibiydi. Çok güzel bir sunum yaptı.

Onun sunumu ile Küçüksu Kasrı gözüme daha farklı daha da güzel göründü.



Küçüksu Kasrı Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasına yapılmış. İki tarafında farklı 2 dere ön tarafta harika Boğaziçi. Konumu eşsiz. Kendisi de bir inci tanesi gibi Boğaziçi'nde arzı endam ediyor.

Aşağıdaki fotoğrafta eski Küçüksu Plajı görülüyor. Eskiden burada denize girilirmiş. Burası aynı zamanda Küçüksu Deresi ile Boğaz'ın birleşme noktası. 



Burada bir saatlik bir yemek molası verildi.

Ben Sabancı Öğretmenevi'ne gittim. Hamburger patates çay aldım. 



Yemek arasından sonra meşhur Mihrişah Sultan Çeşmesi'nde toplandık. 

Evdeki gravür kitabımda herhalde en fazla bu çeşmenin gravürleri var.

Burada da çeşmenin ve Mihrişah Sultan Cami'sinin tarihini dinledikten sonra Kandilli'ye doğru  yola çıktık.

Küçüksu Deresi ile Beykoz Üsküdar'dan ayrılıyor. 

Tam ortada ise Beykoz'un simgesi çeşm-i bülbül cam işçiliği heykeli konulmuş.

Buradan devam ettik. Önce Kandilli Fidanlığı'nı gezdik.

Bitkilere çok meraklı olduğum için cennete düşmüş gibi idim. 

Çok büyük bir fidanlık burası ve içinde nerede ise yok yok. 

Bitki yetiştirme tutkum yine depreşti.

Buradan Recaizade Mahmut Ekrem yanında oğlu ve çok  sevdiğim Sergüzeşt'in yazarı Samipaşazade Sezai'nin mezarlarını ziyaret ettik.

Recaizade Mahmut Ekrem'in oğlunun mezarındaki şu kırık dal beni bir anda hercümerç etti. Yolda gözyaşlarımı kimseye göstermemek için epey bir çabaladım. 

Kandilli İskelesi'ne geldik.

Burada  Kandilli İskele Çeşmesi'ni gördük.

Yan tarafta Camii ise restorasyonda idi.

Buradan Kandilli sokaklarını görmek üzere yola çıktık.

Kurtbağırı Sokağı'ndan ilerledik.

Burada Kandilli Pastanesi var. Duyduğuma göre çayı gümüş tabaklarda ve gümüş  çaydanlıkla getiriyorlarmış. Fiyatlar ise çok yüksekmiş.

( Sonradan ögrendim ki burası İstanbul'un en yüksek fiyatlı kahvesi imiş.)



Buradan da Kandilli Bahçe Sokağı'na sapıp Kandilli Rum Ortodoks Kilisesi'ne geldik.

 Katerina Hanım bize kapıyı açtı. Tertemiz günlük kokan kiliseyi gezdik. 

(Sonradan ögrendim ki bu benzersiz uhrevi koku tüm Ortodoks kiliselerinde ortak bir koku imiş. Her Ortodoks kilisesine bu özel koku Fener Rum Patrikhanesinden dağıtılıyormuş. Böylece kiliseler arası bir koku birliği oluşturulmuş. 10 yılda bir içeriği sır gibi saklanan "miron" kokusu Fener Rum Patrikhanesinde rahiplerce hazırlanıyormuş. )

Kilise yokuş üstü olduğu için kimseler gelmiyormuş. 

Buradan da Rum- Ermeni mezarlığını gördük. 

Sonrasında ise Nevmekan Kandilli'ye geldik.

Burada bir çay molası verdik.


Burası aslında Glavany Köşkü imiş. Belediye burayı hizmete açmış. Temiz nezih bir mekan. Lakin arabasız gelinmez yokuş çok fena. Benim arabam ise bu yokuşları çıkamaz diye tahmin ediyorum.

Yarım saat çay molasından sonra Hanımoğlu Yokuşu'ndan daha da yukarı ilerledik.

 Kandilli Tepesi'ne kadar çıktık. 

Manzara buradan da harikaydı.

En tepede Kandilli Kız Lisesi var. 

Eskiden Adile Sultan sarayı imiş burası

Manzara o kadar müthiş ki.

3 taraftan da boğaz görünüyor. Boğazın başladığı yerden Kız Kulesi Boğaziçi Köprüsü derken öte tarafta 2. Köprü ve Rumeli Hisarı ayakların altında. 

Bu kadar güzel bir yeri  bizimkiler okul olarak bırakmazlardı elbette. 

Şimdi Borsa Restaurant olarak hizmet veriyor.

Ayrıca aklıma gelmişken buradaki bir tepe komple araplara satılmış.

Biz de sadece 5 dakikalığına içeri aldılar. manzaraya bakıp çıktık.

Sıraevler Sokağı'ndan aşağı indik.

Çok çok güzel evler köşkler gördük. 

Sahile inince tek başıma asla tahmin edemeyeceğim dışarıdan anlaşılmayan gizli bir merdivenle sahile indik. 

Edip Efendi Yalısı imiş burası.

Manzara eşsiz ama etraf -malum insanımızın pisliği- leş gibiydi. Her taraf sigara izmariti bira şişeleri poşetler pet bardaklar çekirdek  kabukları.

Onları görmeden manzaraya odaklandım.

 Gerçekten güzeldi. 

Boğaz burada deli gibi akıyor. Gemiler adeta sürükleniyordu. 

Zaten burası akıntının çok fazla olduğu bir bölge olduğu için gemiler zarar görmesin  diye geceleri kandiller yanan bir bölge. İsmi de buradan geliyor.

Burada artık grupla vedalaştuk.

Turdan bir arkadaşla beraber geri döndük.

Önce fidanlığa geldim buradan bugünün  hatırası olarak bir çiçek aldım.

Dönüş yolu çok kalabalıktı. Arkadaşı Onurkent'te bıraktım. 

Defne'yi alıp eve geldim.

O kadar yorulmuşum ki baktım kendime gelemeyeceğim bir parol alıp yattım.

  Bugün hâlâ başım ağrıyor. Ayaklandığımda başım dönüyor.

Ben de yattığım yerden bunları yazıyorum.

Evde bir sürü iş var. 

Binlerce okul işi var. 

Düşünürken bile fenalık geçiriyorum.

Neyse muhteşem Kandilli gezime odaklanayım ben yeniden.

Kandilli gezisi muhteşemdi. 

Her bir saniyesinden keyif aldım.

 Rehberimiz tur arkadaşlarım herkes çok uyumlu idi. 

Kendi başıma olsam bu kadar gezmeme imkan yok.

Dün 25.946 adım atmışım. İki tane tepe çıktık. Tek başıma dün gezdiğim yerlerin yarısını bile göremezdim. 

Hem rehberle o kadar çok şey öğrendim ki. 

Bundan sonra bu tür gezilere daha bir önem vermeye elimden geldiğince katılmaya karar verdim.

Kandilli Anadolu Hisarı Güzergah şu şekilde; 


Anadolu Hisarı İskelesi

Anadolu Hisarı Müzesi

Telgrafhane

Tarihi Namazgah

Setüstü Sokağı

Muhaşşi Sinan Camisi

Sakabayırı Sokağı

Osmanlı Tarihî Mezarlık 

Kızılserçe Sokağı Çeşmesi

Göksu Deresi

Küçüksu Kasrı

Mihrişah Sultan Çeşmesi

Kandilli Botanik Bahçesi

Samipaşazade Sezai ve Recaizade Mahmut Ekrem'in mezarları

Kandilli İskelesi

Kandilli İskele Çeşmesi

Kurtbağırı Sokağı

Kandilli Bahçe Sokağı

Kandilli Rum Ortodoks Kilisesi 

Ermeni Mezarlığı 

Necmekan Kandilli

Kandilli Kız Lisesi/ Adile Sultan Sarayı

Sıraevler Sokağı

Edip Efendi Yalısı

....


İstanbul Kazan Ben Kepçe

istanbulgezileri.com

Gezi ücreti 500 TL

İspark otopark ücreti 150 TL

Sabancı ögretmenevi  kahvaltı 72 TL

Sabancı öğretmenevi öğle yemeği  217 TL

Botanik Kandilli çiçek ve vazosu 1440 TL


EKLEME: Sabancı Öğretmenevi karşısında mesire alanı var. Orada otopark ücretsizmis.


Küçüksu Kasrı Mesire Alanı

Mihrişah Valide Sultan Camisi

Küçüksu Millet Bahçesi

Cemile Sultan Korusu

Göksu Kano gezisi

Kandilli Rasathanesi

Anadolu Hisarı Fatih Camisi

Buraları ise gezemedik. İnş başka sefere...


 Her günümüz bir öncekinden güzel olsun inş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder