4/02/2025

ÜSKÜDAR TURU

 26.01.2025 Pazar

Bugün İstanbul Kazan Ben Kepçe İnstagram Grubu ile Üsküdar, Camiler, Tekkeler, Türbeler Turu'na katıldım. 

Aslında daha yeni Kayseri'den geldim.  Valizleri bile yeni açtım. Kıyafetleri yıkadım, astım. Çamaşırlar daha kurumadılar bile. 

Evde her yer her yerde.

Ama bu fırsat kaçmaz, evi sonra temizlerim dedim ve bu tura katılmaya karar verdim.

Bir gece önce baya geç yatmıştım. Saat 02:00'de hâlâ uyuyamamıştım.

Sabah sanki Defne'nin anne diye seslenmesini duyar gibi oldum uyandım.

Saat 07:00'de uykumu almış filan değildim.  Gayet de yorgun bitik kalktım hazırlandım.

Her gezimde olduğu gibi ne yapıyorum ben, ne gerek var bunlara, bu yorgunluğa bu çabaya değer mi diye söylene söylene evden çıktım.

Saat 08:05 gibi metro geldi. 

Önce Bakırköy Özgürlük Meydanı'na geldim.

Oradan Marmaray'a geçtim.

 Böylece ilk kez Marmaray'ı kullandım.

Saat 09:15 civarı Üsküdar Meydanı'nda idim.

Kayaşehir'den Üsküdar'a 1 saat 10 dakika gibi kısa bir sürede gelebildiğime ise epey şaşırdım.

Çok uzun zamandır Üsküdar'a gelmemiştim.

Özlemişim. 

Ben görmeyeli epey değişmiş bu meydan.

Toplanmamıza daha 45 dakika var.

Ben de aheste aheste sahile geçtim.

Sahili de doldurmuşlar epey genişlemiş ferahlamış. 

Henüz güneş yükselmediğinden sahilin büyük bir kısmı hâlâ karanlık ve gerçekten soğuk. 

Deniz kenarında bir sürü balıkçı vardı. Bu insanlar kış günü erkenden hem de bu soğukta üşenmemiş gelmişler. Tebrik etmemek elde değil.

Isınmak için sahildeki simitçiden bir simit ve yanındaki büfeden bir bardak çay aldım.

( Çay: 20 TL Simit: 15 TL)

Hiç bir yere oturmadan denize bakarak ayakta kahvaltımı yaptım.

Sonra Mihrimah Sultan Camii'sine geçtim.

Biraz orada takıldım. 

Buraya sanırım hep çok sıcak havalarda gelmişim. 

Bu harika revak, bu eğri büğrü taşlar çok sıcak yaz günlerindeki gölgeliği ferahlığı serinliği hatırlatıyor.

Burada, son cemaat yerinde bir yaz esintisi hatırasından sonra çok sevdiğim balkondan meydanı seyrettim.

Bir müddet sonra tur arkadaşlarımla buluştum.

Rehberimiz Dr. Erkan Övüç'tü. 

Dr Erkan Övüç tekkelerle ilgili çalışmalar yapmış doktorasını bu konuda almış.

Grubumuz 14-15 kişi idi.

Önce Üsküdar Meydan Çeşmesi'ne indik.

Üsküdar Meydan Çeşmesi'nin özelliklerini bir yandan dinlerken ....

 Üsküdar aşk yaşamak için ne kadar güzel bir yer.

...

III. Ahmet Çeşmesi'nin tarihini özelliklerini öğrendikten sonra Mihrimah Sultan Camisi'ne geri çıktık.






Mihrimah Sultan Camisi ve meydan çeşmesi İstanbul'da en sevdiğim yerlerden biri.

Şu oyulmuş mermerler zarif talik yazılar şu tavandaki kalem işleri mükemmel değil mi?

Suyun kenarında çok zarif bir cami,eteklerini suya uzatmış çok güzel genç ve asil bir kadını anımsatmıyor mu?

 
Buradan indik, Selman Ağa Cami'sini ve köşesindeki Horhor Çeşmesi'ni gördük.

Buradan da Valide-i Cedid Camisi'ne geçtik.

Gülnuş Emetullah Türbesi'ni 1994'te buraya ilk geldiğim zaman hemen farketmiştim ve çok beğenmiştim.

Şimdi bakıyorum yine aynı duygular içindeyim. Ne kadar zarif ne kadar tatlı ne kadar içten bir türbe diye düşünüyorum.

Bir kuş kafesi misali caminin sol yanında arzı-endam ediyor asırlardır.

Duruşu ile bile bir sürü şey fısıldıyor, saygı uyandırıyor.

Başka hiçbir türbede mezarlıkta görmediğim bir sevecenlik bir samimiyet bir ünsiyet hissediyorum burada.

Ben de sultan olsam böyle gömülmek isterdim.

Bu türbe benim için ne kadar bilindik ne kadar tanıdık ise caminin çeşmesi bana bir  o kadar yabancı geldi. Yüzlerce kez buradan geçtim ama bu çeşmeyi sanki ilk kez görüyorum.

Bu armutları elmaları narları incirleri karpuzu üzüm salkımlarını karanfilleri daha önceden nasıl farkedemişim bilmiyorum.

Ne kadar güzel bir çeşme.




Minik kuşlar hep cıvıldasın kuş sesi eksik olmasım bu bahćeden diye caminin duvarlarına kuş sarayı ve minik kuş yuvaları eklenmiş.

Hayran olmamak elde değil.

Bu camide 3. Ahmed'in yazdığı eşsiz hat eserler de mevcut. 

"Cennet anaların ayakları altındadır" yazıyor burada.

Valide Camisi'nden sonra Balaban Yağcızade Tekkesi'ne gittik ama kapalıydı.

Buradan Şemsi Ahmet Paşa Camisi'ne geçtik.

Bence dünyanın en güzel külliyesi burası.

Mimar Sinan son eseri ile muhteşem ötesi bir iş çıkarmış.

Yine ben sultan olsam böyle bir külliye isterdim. 

Küçük mütevazi ama muhteşem.


Buradan da  Nevmekan'dan geçip Hanım Sultanlar Müzesi'ne geçtik.

Buraya da bayıldım.

Arşivlerden faydalanılıp oyuncak bebeklere  padişahların hanım sultanların kıyafetleri  giydirilmiş.

Böylece o zamanın giysileri modası hakkında fikir sahibi oluyoruz.






Her birini de ayrı ayrı çok beğendim.

Nevmekan da güzel bir kütüphane. 

Ama şu anda restoran olarak hizmet veriyor.

Biz gittiğimizde içerisi tamamen doluydu.

Yeni gelenler kapıda ayakta kuyrukta bekliyorlardı. Birileri çıkacak da onlar girecekler.

Aklıma bir zamanlar gittiğim hd iskenderci geldi.

Bir gün bir avm'de hd İskender'e gittim. Etrafımda sıra bekleyen insanlar özellikle de bir kadın gözünü dikti ve tüm lokmalarımı saydı. Sıra bekleyen diğer insanlar da aynı şekilde hadi bir an önce zıkkımlan da git biz oturalım der gibi bakıyorlardı.

Daha da gelmem buraya, bir daha avmde yemek yemem tövbeler olsun demiştim. Hayatımın en sevmediğim yemeklerinden biriydi.

Buradan Rum Mehmet Paşa Camisi'ne gittik.

Mustafa Cambaz sitesinde şöyle güzel bir fotoğraf gördüm onu da buraya ekleyeyim.

Önce Şemsi Paşa arkadaki kırmızı cami ise Rum Mehmet Paşa Camisi arka sağda kalan ise Ayazma Camisi.

Buradan sonra da Üsküdar Mevlevihanesi'ne geçtik. 

Burada kadınlar temizlik yapıyordu. Ama yine de mevlevihanenin bir kısmını gezebildik.

İçeride harika hat eserleri vardı. 



 İmrahor Bostanı'nı geçtikten sonra Ayazma Camisi'ne geldik.


Ayazma Camisi'ne daha önce geldiğimi hiç hatırlamıyorum.

Üsküdar'da bir yıl yaşadım. Üniversiteyi yeni kazanmıştım. Neden hiç buraları gezmedim okuldan yurda yurttan okula yaşadım bilmiyorum.

Hatta bazen rüyalarımda yeniden o yurtta kaldığımı görüyor ve sahili geziyorum. Boğazı keşfediyorum.

Böylece en güzel rüyalarımdan birini görüyorum.

Camiyi çok hoş buldum. Hiç beklemiyordum buralarda böyle bir güzellik.

Küçük bir cami ama çok heybetli duruyor.

Camideki kuş evleri muhteşem.

Ayrıca giriş kapısı kitabeler de harika.



      III. Sultan Mustafa 3 tane cami yaptırmış. 

Onun zamanında deprem olmuş. Fatih Camisi'ni yıkıldığından Fatih Camisi'ni yeniden yaptırmış. Tabi ki Fatih Camisi olarak kalmış adı.

Diğer camiyi ise Laleli'de yaptırmış. Caminin yakınlarında Laleli Baba tekkesi varmış. Halk camiye Laleli Camisi demiş.

Biri de bu cami. Burada Ortodokslar için  önemli olan bir ayazma varmış. Halk bu camiye yine III. Mustafa Camisi değil Ayazma Camisi demiş.

Sultan III. Mustafa bu garip durumu, “Üç cami bina ettim. Birincisini ceddime (Fatih) hediye etmek zorunda kaldım, ikincisini (Ayazma) keşişler aldı, üçüncüsünü bir meczup (Laleli Baba) aldı” sözleriyle dile getirmiş.

Buradan da Kaptan Paşa Camisi'ne geldik.

Ama sadece görüp yanındaki merdivenlerden indik.

Gülfem Hatun Camisi'nde mola verdik. 1 saat 10 dakika vaktimiz vardı.

Ben hemen Mimar Sinan Hamam'ı yanından Balıkçılar Çarşısı'na geçtim. Üniversitede okuldan gelince hep bu çarşıdan geçerdik. Ne kadar genç saf umut dolu idim o zamanlar.

 Karşı sokaktaki meşhur Kanaat Lokantası'na gittim. 

İzmir Köfte ve Cacık söyledim.

Üstüne de İncir tatlısı. 

Köfte ve cacık güzeldi. Tatlıyı ise hiç beğenmedim.

Farklı bir şey deneyeyim dedim ama hiç hoş olmamış. Belki de bayattı bilemiyorum.

Safiye Sultan'da bazen incir tatlısı bazen kayısı tatlısı çıkardı. Her ikisi de enfes olurdu. Belki 20 yıldır bu tatlıları yememiştim. O tatları özlüyorum.

Buradan çıkıp biraz çarşı pazar dolaşıp buluşma noktasına geldim. 

Daha epey vardı.

Ben de hemen Gülfem Hatun Camisi'nin önündeki çaycıya oturdum. Çay içtim. 

(Çay: 20 TL)

Minik hasır tabure sandalyelere otururken epey dinlendim. Bir yandan çayımı içerken bir yandan insanları gözlemledim.

Ben gerçekten de depresyondayım galiba.

Herkes bana çok mutlu görünüyor. Benim dışımda herkes çok mutlu.

Orada otururken bir yaşlı amca geldi çocuklara şeker dağıttı. Giyimi kuşamı tipi çok düzgün. Oldukça sempatik ve güleryüzlü Ama çok yaşlı zor yürüyor hareketleri çok yavaş. O adamı görünce ağlamamak için kendimi zor tuttum. Sanki ben çok iyi durumdayım da ne haddime ise.

Sonra 2 aile gelip oturdu. Çocuklar da vardı. Normalde pek çok şey bulurdum eleştirecek. Ama galiba Üsküdar'ın manevi havası vurdu beni. Bana çok hoş bir aile gibi geldi. O kaba saba adamda sevilmeye layık çok şey gördüm.

Onların çok sıradan mutluluğu da  gözlerimi yaşarttı. 

Bir müddet çay bahçesinde etrafı seyrettikten sonra arkadaşlarla buluştum.

Gülfem Hatun'un camisini ve mezarını da inceledikten sonra devam ettik.

Buralarda farkettiğim birşey de şu oldu: Eski insanlar bir kurna dahi olsa öldükten sonra  geriye sevap akıtacak bir hayır bırakmaya çalışmışlar.

Peki ben ne bırakabilirim?

Öldükten sonra arkamdan hayır dua eden bir kişi bulunacak mı?

Ne yapabilirim ki ben?

...

Buradan Aziz Mahmuy Hüdayi 'ye geçtik.

Bugün Miraç Kandiliydi. Bu yüzden herhalde nasıl kalabalık nasıl kalabalık. 

Aman hiç girmeyelim biz sonra yeniden geliriz dedik. 

Türbenin biraz ötesinde korna sesleri bağırış çağırışlar eşliğinde dinledik rehberimizi.

Bir ara da hayır için insanalrı yara yara bir pilavcı kamyoneti geldi. Halkımız darı atılan güvercinler misali hemen aracın etrafında toplandı.

Biz de hemen uzaklaştık buradan. 

Türbeden biraz ötede sağ tarafta bir boş alan, bir mekan var. Hüdayi Hazretleri oraya hep selam verirmiş. Müritlerine de siz de selam verin dermiş.

Gizlice Evliya Haziresi diye etrafı çevrilmiş. Kim yatıyor burada pek merak ettim.

 Buradan bir sokağa geldik.

Eskiden hacca gidenleri Ayrılık Çeşmesi'ne kadar uğurlarlarmış. Bu çeşmeden sonra artık kafileler tek başlarına devam edermiş yollarına. 

Ayrılık Çeşmesi'ni hep bir aşk hikayesi ile düşünmüştüm. Manevi bir arkaplanı varmış meğerse. 

Hacca giderken geçilen sokağı da gördük.

Yine kıvrımlı bir Osmanlı sokağı.

Keşke bir online oyun yapsalar da sanal alemde bari gözümüzde canlandırabilsek.



Gündoğumu sokaktan ilerleyerek Ahmediye Camisi'ne geldik.

Buralara daha önce hiç gelmemiştim.

Bir cami bir okul yanında çeşmesi sonra bir de türbe.

Atalarımız ne güzel işler yapmışlar. 

Buradan İskender Baba Tekkesi'ne girdik.

Burada bize çay ikram ettiler. 

Kudüm eşliğinde ilahiler okudular.

"Mevlam görelim neyler neylerse güzel eyler."

Bu arada bu dize Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Marifetname eserinde geçiyor.

Hak şerleri hayreyler

Zannetme ki gayreyler

Ârif ânı seyreyler

Mevlâ görelim n’eyler

N’eylerse güzel eyler.


Deme şu niçin şöyle

Yerincedir o öyle

Bak sonunu seyreyle

Mevlâ görelim n’eyler

N’eylerse güzel eyler.


Hakk’ın olıcak işler

Boşdur gâm u teşvişler

Ol hikmetini işler

Mevlâ görelim n’eyler

N’eylerse güzel eyler.


Bil elsine-i halkı

Aklâm-ı Hak ey Hakkı

Öğren edeb ü hulkı

Mevlâ görelim n’eyler

N’eylerse güzel eyler.


Burada yani tekkede kitap çekilişi oldu. Bana çıkmadı ama ben sonradan satın aldım.

Buradan çıkıp yukarılara gittik.

Yine başka başka tekkeler gördük.  

Yukarılarda bir yerlerde meşhur Rufai tekkesi de varmış

Hangisi hangi tekke artık karıştıyorum emin olamadım.

Son olarak da epey yukarıda mezarlıkların orada grubumuza veda ettik. 

Ben Derviş Sokağı kitabıni aldım. imzalattım.

Harika bir gezi idi. 

Çok keyif aldım, beğendim.


İstanbul Kazan Ben Kepçe

Gezi ücreti: 500 TL

Kitap : 175

Kanaat Lokantası: 530

Gülfem Hatun Cami önü  Çay: 20

Üsküdar Sahil  Çay: 20

 Simit : 15




GÜZERGAH

4. Ahmet Çeşmesi

Mihrimah sultan Cami'si

Selman Ağa Cami

Horhot Çeşmesi

Valide-i Cedid Camisi, Turbesi, Çeşmesi

Balaban Tekkesi

Şemsi Ahmet Paşa Camisi, Şemsi Paşa Külliyesi 

Nevmekan

Hanım Sultanlar Müzesi

Rum Mehmet Paşa Camisi

Üsküdar Mevlevihanesi

İmrahor Bostanı

Ayazma Camisi 

Kaptan Paşa Camisi

Gülfem Hatun Camisi

Mimar Sinan Hamamı

Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi 

Gizlice Evliya Haziresi

Ahmediye Külliyesi

Ağa Hamamı

İskender Baba Tekkesi






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder