5/11/2021

MERCİMEK ÇORBASI (2)


Defne mercimek çorbasını sevdiği için bizim evde her 2-3 günde bir mercimek çorbası pişiriliyor.

 Artık pek çok mercimek çorbası  tarifi biliyorum. 

Osman'ın tarifi ise şimdiye dek tattıklarım  arasında açık  ara birinciye oynar.

Osman'ın mükemmel çorbasını deneye deneyene nihayet ben de güzel yapmaya başladım. 

Basit bir mercimek  çorbası diyebilirsiniz ama püf noktalarına uyduğunuzda lezzet 100 kat artıyor.

Tarifi unutmadan paylaşayım.



OSMAN'IN MERCİMEK ÇORBASI

* Tenceremize ayçiçek  yağı ekliyoruz.  (Zeytinyağı ya da tereyağını tercih ederdim ama bu çorbada ayçiçek yağı  güzel oluyor)

* İnce ince doğranmış 1 baş soğan ve 2- 3 diş sarımsağa tuz ekleyip yağda kavuruyoruz. 

* Doğranmış  1 adet havuç ve 1 adet patatesi ekliyoruz. Biraz da bu şekilde  kavuruyoruz.

* 1 bardak yıkanmış kırmızı mercimeği de ekleyip biraz daha kavuruyoruz.

* Üzerine 8 bardak kaynar su (Dikkat! su kaynar olmalı) ekleyip düdüklüyü kapatıyoruz. Eğer  çorbanızı  koyu seviyorsanız 7 bardak su koymalısınız.

* Yaklaşık yarım saat sonra çorbamız hazır. Blendırdan geçirip servis yapabiliriz.


Afiyet olsun.

NOT:

* Düdüklüde yaptığımda  bazen dibi tutuyor (nedenini anlayamadım) Bu sebeble artık çelik tencerede yapıyorum.

* Patatesi  doğruyorum ama havucu rendeleyip kavuruyorum. Çorbamız piştiğinde ise karıştırıcı ile biraz karıştırıyorum.  Blendırdan geçirmeme gerek kalmıyor. Böylece  benim daha çok sevdiğim tane tane  bir çorba  haline geliyor. Aynı zamanda blendırdan geçmediği için Defne için daha sağlıklı.


* Bir keresinde sarımsak  koymayı unutmuşum. Ben de sonradan ezip içine karıştırdım. 5-10 dakika sonra da altını  kapattım. İğrenç  oldu. Bir tencere çorba çöpe  gitti .  İlk başta sarımsağı  soğanla kavurmanız gerekiyor.


En kolay  mercimek çorbası  tarifi için

tıklayınız.




 

5/10/2021

GÖKNAR, ABİES .....






Dün Mavi Ladin'i tanımıştık. 

Çok estetik, uzun ömürlü çok değerli bir ağaçtı kendisi.

Başakşehir'de  yan apartmanda oturan aynı kolejde çalıştığımız iş arkadaşım anlatmıştı;
Apartmanda fidan alımı için para toplamışlar. 
Görevli  olarak da arkadaşımı  seçmişler. 
O da fidanlıķtan mavi ladin almış. 
Sonra apartmandakiler -o fidanın ne kadar değerli olduğunu bilmediklerinden-baya söylenmişler bizim fidan paraları nereye gitti diye:)

Merak ettim az önce baktım; 
175 cm mavi ladin fiyatı 1.450 TL
asgari ücret 2.825 TL

Bugün  Mavi Ladin kadar değerli  estetik bir başka ağaç tanıyalım;


Göknar 



5/08/2021

MAVİ LADİN, PİCEA PUNGENS ENGELM.





Defne  yaprakları ağaçları  çiçekleri incelemeyi çok seviyor.

Ona ağaçları  tanıması hem de dikkatinin artması için  yaprak koleksiyonu yapmayı önerdim.

Bilal'e ilkokulda iken öğretmeni  yaprak koleksiyonu yaptırmıştı.

Bilal ağaçların yapraklarını bir deftere yapıştırıp altına ait olduğu ağacın ismini yazmıştı .

Ağaçları   öğrenmek adına  süper  bir etkinlikti bana göre...

Kardeşim defterini özene bezene çok uğraşarak hazırladı ve en  başına da büyük harflerle 

"YAPRAK KELLEKSİYONU"

yazdı. 

Tükenmez kalemle yazdığı için bir şey yapamadık.

Ne yapabiliriz durumu nasıl düzeltebiliriz diye baya düşündüğümüzü ve de tabii ki çok güldüğümüzü hatırlıyorum.

 Yılmaz ailesinde  koleksiyon kelimesi yerine kelleksiyon deniliyor ara sıra :)

Defne'ye de öyle bir defter hazırlamayı önerdim ama pek ilgisini çekmedi. 

O yaprakları çiçekleri  toplayıp karıştırıp boyalarla renklendirip iksir hazırlamayı seviyor.

 Evin her bir yanı renkli ve artık kötü  kokmaya başlayan kavanozlar şişeler  kaselerle pardon iksirler parfümler sihirli boyalarla dolu.

Yapraklardan koleksiyon yapmak Defne'nin ilgisini çekmedi ama acaba ben kendim mi yapsam diye düşündüm bir ara.

Sonra aklıma burası geldi.

En azından bu parktaki ağaçları tanımakla başlayabilirim.

Hem her mevsim güncellerim, seneye epey bir fikir sahibi olabilirim böylece.

Bu parktaki en güzel ağaçla başlayayım.

Mavi Ladin



 







5/07/2021

CİVCİV AYAĞI, LOTUS ORNİTHOPODİOİDES





Bugün parkta çocukların  çok da uğramadığı bir köşede bu çiçekleri  keşfettim.

Başta gazalboynuzu zannetmiştim ama yakından  fotoğrafını  çekince  farklı bir tür olduğunu  anladım.

Bu da bir lotus ama corniculatus değil bu bir  ornithopodioides.

Civciv ayağı  şeklinde çok  sevimli bir adı var.

5/05/2021

ELMA AĞACI

 


Parkımızda genellikle benim oturmayı tercih ettiğim bankın arka tarafındaki elma ağaçları bir de baktım ki  sessiz sedasız bir anda çiçeklerle donanmış.

Geçen yaz daha olmamış ama buna rağmen  oldukça lezzetli minik elmalarını yemiştik. 

Böylece Defnecik ve pek çok çocuk ağaçtan elma toplama zevkini de tatmıştı.

Şimdi de minik ağacımızın mükemmel çiçeklerini gördük.

Ben de ömrümde böylece  ilk kez elma ağacı çiçekleri gördüm.

Mükemmelmiş...




O kadar güzellerdi ki 
mümkün olsa herbirini ayrı ayrı koklayıp herbirinin ayrı ayrı  fotoğrafını çekecektim.



5/04/2021

ERGUVAN MEVSİMİ




Erguvan mevsimi geldi...

Şimdi boğaz ne güzeldir. 

Otağtepe'den, Anadolu Hisarı'ndan, Mihrabat'tan manzara eşsizdir. 

 Rumeli Hisarı'nda belki de dünyanın  en güzel manzaralarından biri sergileniyordur şu anda.

Geçmiş yıllarda Otağtepe'den şöyle bir fotoğraf çekmişim 



  Bir  Hüda'yı nabit olan Boğaziçi'ne en çok yakışan ağaç olan erguvanlar açtığında yani Boğaziçi'ne  Erguvan  mevsimi geldiğinde Haluk Dursun tekne turu düzenlerdi eskiden. 

4/28/2021

KIR ÇİÇEKLERİ

27.04.2021

En sevdiğim  mevsim bahar geldi geçiyor.

Bu bahar da  geçen bahar olduğu gibi pandemiden dolayı evdeyiz. 

Eskiden Şamlar'da sunbalaları görünce baharı gelmiş sayar ve her bahar sırası ile Beykoz'da çuhaları,  Hidiv Kasrı'nda defne ağaçlarını, Emirgan'da laleleri, Otağtepe'de erguvanları görmeye giderdik. 

Dolmabahçe sarayını  ıhlamur kokusu bastırdığında  artık  sıcak yaz günlerinin geldiğini baharın bittiğini  anlardım.

 Bu sene ise  ne lale ne erguvan hiçbirini  görecek halimiz yok. 

 Bu bahar da Kayaşehir'de parkımızda ne görürsek o -ki Allaha şükrediyorum e azından  evimizin önünde güzel bir parkımız var-

Yabani çiçekleri öğrenme arzum ise artık doğal  kendiliğinden biten bir çayır bulamayışımla sona erdi gibi.

Bugün Defne'nin öğretmeni kayıt silme işlemleri için bizi okula davet ettiğinde ise okulun  kocaman biçilmemiş doğal  bahçesini  görünce  çok  sevindim.  

Defne ile bahçede yürüyüş  yaptık çiçek  topladık. Hava çok güzeldi.  Defne arkadaşları ve öğretmeni  ile çok eğlendi. Hatta o kadar mutlu oldu ki artık öğretmeninin kızı olmak istediğini söyledi.  Ara ara da beni görmeye de gelirmiş ( ben üzülmeyim diye)  

Ben de Defnecik oynarken  bol bol çiçek fotoğrafı çektim.  

Yeni bilmediğim bir  çiçek yoktu ama yine de  çiçekleri ayırdedebildiğime ve hala isimlerini hatırlayabildiydiğime çok  sevindim.


İşte bugün  çektiğim  bir kaç fotoğraf



Kılçıksız Turna Gagası

 Geranium molle





Daha fazla Geranium molle için

 buraya tıklayınız.



🌸🌸🌸🌸🌸


2/01/2021

OCAK 2021



Evet bugün ocak 2021 'i bitirmiş bulunuyoruz.

Buraya birşeyler yazabilmek adına bu bir aylık süre içinde kendimi geliştirmek adına neler yapmışım diye düşündüğümde geçmiş diğer aylarda olduğu gibi  bu ay da pek de birşey yap(a)madığımı farkedip çoğu ay olduğu gibi bu ayı da geçiştirerek ama kesinlikle! şubat 2021'i çok daha verimli geçirmeye karar vererek bu yazıyı yazmayı ertelemeye karar verecektim ki hayır hiçbir şey yapmasam da hiçbirşey yapmadığımı buraya yazmaya karar verdim ki belki her ay hep aynı şeyleri  yazmaktan sıkılıp bıkıp en sonunda da utanıp  bundan  sonraki zamanımı daha iyi değerlendireyim.


Hmm şimdi düşünelim bu ay  nasıl geçti?

12/12/2020

12.12.2020


Müdire Hanım bize ögretmenler günü için minik şirin kalanşolar almış.



Ben de öğretmen grubunda kalanşo bakımı ile ilgili bilgiler verdim.

Sanki çok bilirmişim gibi paylaştığım  birkaç tavsiyeden sonra ertesi gün bütün kalanşolarım hastalandı. 
( Aslında arkadaşlarım tavsiyeler için  çok teşekkür etti. Kendi kendimin üstüne gitmeyim bu kadar)   

Ve ben  hiçbir şey yapamadım. 

Eminönü'ne gidip ilaç  almam gerekirdi ama hafta içi dersim 14:40 gibi bitiyor ve  o saatte ben de bitiyorum. Zaten 17:00 kısıtlaması  var. Defne ile çıkamam. Zaten kısıtlama olmasa bile o saaten sonra bu kış günü
Eminönü'ne gidilmez. Tek uygun olduğum zaman haftasonları, onda da sokağa çıkma  yasağı  var. 

Başka yerlere de bakabilirdim ama evden çıkamadım. 

Kısaca  ilacı  alamadım.

 Geleneksel yöntemler denedim ama onlar da işe yaramadı. Hastalık bütün  yapraklarına yayıldı.  Kurtarılamacak hale geldiler.  Evvelki gün hepsini tamamen budadım. 

Hepsi de tomurcuk doluydu açsınlar da fotoğraflarını çekeyim  diye bekliyordum.

Böylece bu görüntüler de mazide güzel bir hatıra olarak kaldı..


Kalanşolarım mevta oldu onların fotoğrafını çekemedim ama bugün diğerlerini çektim.









































Dün akşam üstü biraz kendimi kötü hissettim. Zaten bir kaç zamandır hafif öksürük hafif boğaz ağrısı halsizlik kulaklarda yanma vs var.  Baktım gitgide kötüleşiyorum kalk Betül kalk dedim. O halsiz hasta halimle evi temizledim. Allahım yarabbim geleneksel değerlerimiz nasıl bilinç altıma işlediyse bir ıhlamur  alıp uzanıp dinlenmek yerine ne olur ne olmaz evim temiz olsun diye gece 23:30 a kadar ev işleri ile uğraştım. 

Bu pandemi sürecinden  akıl ve beden sağĺımız  yerinde çıkabiliriz  inş.

Herkese mutlu haftasonları...



12/06/2020

KASIM 2020

Bu ay buraya yazılabileceğim pek bir şey yok. 

Tabii ki zamanımı boş geçirmedim. Ama şartlardan ötürü dolu dolu da geçirdiğimi söyleyemem. Bu ay  bol bol felsefe derslerime çalıştım.  Nasıl olsa pandemiden dolayı sınavlar yapılmıyor ben de boşuna ikinci üniversite kaydımı yenilemedim. Onun yerine eski konularımdan başlayarak derslerime yeniden çalıştım. 

* İlkçağ Felsefesi

* Ortaçağ Felsefesi 1

* Ortaçağ Felsefesi 2

* Modern Çağ Felsefe

kitaplarıma yeniden çalıştım.  Burada geçen konularla ilgili bol bol video izledim.


Bu ay felsefi çalışmalarıma ağırlık verdiğimden sinema izleyemedim.  Sadece 

* Kelebeğin Rüyası

* Unutursam Fısılda

izledim.


Canlı derslerde çok yorulduğum için herhangi bir şey dinlemeye de tahammülüm yoktu. Radyo dahil hiçbir şey dinlemedim diyebilirim.  Gerçekten yorucu zor bir aydı. Hayatımda ilk kez bu ay sürekli başım dönüyor günde birkaç kez deprem oluyor sanrısına kapılıyorum. 

Uzakta eğitim o kadar yıprattı ki cep telefonumdan nefret eder hale geldim.

Mesela bugün sabah kalktım. 

* Önce Ebadan öğrencilerin ödevlerini yolladım. belki yarım saatimi aldı bu iş.

* ardından öğrencilerin projelerinin belirlenmesi, e-okula girilmesi vs neredeyse 1 saat

* ardından okulsis ve ebadan ders tanımlama ki eba cuma gününü kabul etmediği halde yarım saatten fazla da bu sürdü. 

* ardından mesajlar... Öğrencilerden gelen sorular sorunlar... vs vs.. 500 falan mesaj sildim. Bir saaten fazla da  bu sürdü.

Şu anda saat 16 00 ve ağlamak istiyorum. Bugün pazar ve şimdiden kafam çok şiş... ve çok yorgunum...

Uzaktan eğitim sürecinde hiçbir şekilde deşarz olamıyorum.  Yeminlen yaşlandım bu süreçte...

 Bu kadar...


 Her şey gönlümüzce olsun... 


Mutlu pazarlar...