5/25/2018

ARKA BAHÇE

Geçen yıl Defne Ferah'ı bizim evin arka taraflarında kalan çayıra götürüyordum. 

Orada bizim evin önündekine göre daha sakin bir park vardı.  

Defne Ferah'la parkta oynadıktan sonra beraber yürüyüş yoluna geçer, çayırda otları çiçekleri incelerdik. 

Bazen o çayıra kuzular oğlaklar gelirdi.

 İşte o çayırda Defne'ye otları çiçekleri gösterirken ne kadar çok çeşitte bitki olduğunu farkettim. 

Minik kuşum "anne bu ne anne bu ne" derken ilk kez kır çiçeklerinin isimlerini araştırmaya başladım.

Kızım sayesinde internetten araştırmalarım ve yüklediğim birkaç program desteği ile birkaç kır bitkisi ismi öğrenmiş oldum.

Şimdi o park kazıldı,üstüne yol yapıldı. Söylenenlere göre güzel bir park yapacaklarmış, göreceğiz. ( Evet millet bahçesi yapıldı.)

Bu baharda arka tarafta üzerinde inceleme yapacağımız bir çayırımız artık olmadığı için üzülürken bizim okulun arka bahçesini keşfettim. 

Hemen hemen her gün arka bahçeye çıkıyorum. 

Her gün yeni bir şey görüyorum, keşfediyorum çayırda. 

Her seferinde de hayret ediyorum. 

Yukarıdan bakınca basit bir arka bahçe.

 Gezmeye başlayınca ise bir alem.

 Daha önceleri nasıl görmemişim üstüne basıp geçmişim her seferinde şaşkınlık geçiriyorum.

Bizim okulun arka bahçesi şöyle bir şey;


Dikkatlice bakarsak içinde bir sürü mükemmel çiçek barındırıyor. 

Bu minicik dikkatli bakmazsak göremeyeceğimiz üstüne basıp geçtiğimiz bitkilere zoom yaptığımızda onların ne kadar da mükemmel olduklarını görüyoruz.

Bugün cep telefonumla bol bol fotoğraf çektim.

 Ömrümde ilk kez bugün keşke kaliteli profesyonel bir fotoğraf makinem olsaydı dedim. 

Seneye bahara kaliteli bir fotoğraf makinası alırım ve sitedeki fotoğrafları yenilerim kimbilir...

Geçen yıldan araştırmalarım ve bu sene eklediklerimle bugün pek çok çiçeği tanıyabildim, çok mutluyum.

Bugün çektiğim birkaç foto;

Mavi fare kulağı, anagallis arvensis


Turuncu Fare Kulağı, Anagallis arvensis


Kırmızı Kantaron, Centaurium erythraea


5/24/2018

MAVİ FARE KULAĞI, SIÇAN KULAĞI, ANAGALLİS ARVENSİS


Bugün okulun arka bahçesinde gezerken bunları gördüm. O kadar minik o kadar minikler ki görebilmek için çok dikkatli bakmalısınız. Zoom yapınca işte böyle bir güzellik çıktı ortaya.

Bu arada bu harika çiçeğe kim ve neden  bu iğrenç ismi taktı bilmiyorum. Ben latincesini kullanacağım ve minik mavi çiçek  diyeceğim.

Bol çiçekli günler...



 Anagallis  arvensis var caerulea

Ya da Lyshimachia foemina

Lyshimachia monelli anagallis monelli

En güvendiğim kaynak olarak Kocaeli Bitkileri sitesinden devam ediyorum. 

Bitkiler > Funda takımı > Çuhaçiçeğigiller > Kargaotu > Sıçan otu




Kocaeli bitkileri sitesinden devam edelim.

 " Cins adı Büyük İskender’in çağdaşı Trakyalı kral Lisimahos onuruna adlandırılmıştır. Kızgın bir boğa tarafından kovalanan kral, hayvanı bir kargaotu ile sakinleştirerek saldırısından korunmuştur. Bitkinin kanama durdurucu ve büzücü özelliklerini ilk defa keşfeden de odur. Tür adı Latince ekili alan anlamına gelir. Türün habitat tercihine işaret eder. Özgün tanımda bu “Habitat in Europae arvis” olarak belirtilmiştir. Varyete adı ise Latince mavi anlamına gelir ve varyeteyi türden ayıran çiçek rengi özelliğini vurgular. "





5/22/2018

GRACE KELLY'NİN GELİNLİĞİ, EN GÜZEL GELİNLİK

Malum bu cumartesi Prens Harry ve Meghan Markle'nin düğünü vardı. Sosyal medyada Meghan Markle'nin gelinliği makyajı saçı başı çok konuşuldu.

Meghan Markle'nin gelinliği çoğunluk tarafından beğenilmezken kimileri bu sade
gelinliği çok beğendi.

Ama tarihte gelmiş geçmiş en güzel gelinlik denilince herkesin hem fikir olduğu bir gelinlik var;  Grace Kelly'nin muhteşem gelinliği...



Grace Kelly  1956 yılında Monaco Prensi Rainer ile evlenirken giymiş bu gelinliği.


Bu gelinliğin tasarımını Helen Rose yapmış.

91 metre ham ipek, 23 metre ipek tafta, 274 metre dantel kullanılmış.

Gelinlikte kullanılan danteller 125 yıllık antik Belçika danteli imiş.

Gelinlik için 30 terzi 6 hafta boyunca çalışmış. Sonunda bu muhteşem eser ortaya çıkmış.


Grace Kelly'nin gelinliği bir sanat eseri kabul ediliyor ve aradan yarım asırdan fazla geçmiş olmasına rağmen hâlâ pek çok designera ilham vermeye devam ediyor.










5/21/2018

LİNUM BİENNE, DELİ KETEN

Bugün boş dersimde okulun arka bahçesinde bulunan çayırlık alanda dolaşırken bu bitkileri gördüm.







Plant-net programım ve internette kısa bir araştırmadan sonra bu otların keten bitkisi olduğunu öğrendim. Deli keten deniyormuş. 



Bir tanesini kopardım bilgisayarın başında google görsellerden bakarak inceleyeyim diye ama daha bilgisayarın başına oturmadan yaprakları dökülüverdi. Öyle narin öyle çıtkırıldım bir bitki.

Bol çiçekli günler...

5/17/2018

CAM IRMAĞI TAŞ GEMİ, NAZAN BEKİROĞLU



Nazan Bekiroğlu'nun en sevdiğim kitabı.

Hatta en sevdiğim kitap.

Puan vermem gerekse 100 üzerinden 100 verirdim.

Dönüp dönüp yeniden okuyorum.

Bir roman okur gibi değil bir şiir okur gibi.

Hem o kadar sade hem o kadar derin bir kitap.

Her cümlesi üzerinde uzun uzun durulup okunmalı.

Üzerinde  altı çizili hiçbir cümle olmayan tek kitabım çünkü birinin altını çizersem öbür cümleye  haksızlık olur.

Nazan Bekiroğlu'na bu güzel romanı bize hediye ettiği için teşekkürler...

Bol bol okumalı günler....

5/15/2018

SCHRÖNDİNGER'İN KEDİSİ ( KABUS ve RÜYA) ALEV ALATLI

Su gibi akıp giden,  iki üç günde mutlu mutlu okuyup bitirdiğim Mina Urgan'ın Bir  Dinozorun Anıları ve Bir Dinazorun Gezileri'nden sonra Alev Alatlı'nın birbirinin devamı bu iki kitabını okumaya karar verdim. İlk cilt Kabus eh işte  az buçuk anladım fakat 2. cilt Rüya'yı anlamak hiç kolay değildi. Daha önce de okumuştum bu kitapları ve o zaman da anlamakta çok zorlanmıştım. Aradan neredeyse 15 yıl geçmiş.


Öncelikle bu kitaplar kesinlikle boş kitaplar değil. Okurken ufkunuz açılıyor pek çok şey öğreniyorsunuz. Kitabın her yanı altını çizdiğim cümlelerle dolu.


5/13/2018

POLONEZKÖY TABİAT PARKI

Uzun zamandır Polonezköy'ü araştırıyor, burayı görmek istiyordum.

Öncelikle mekan araştırmasına girdim.

Kahvaltı için pek çok alternatif varmış. Bir kaç güzel mekan  buldum (internette). Kişi başı kahvaltı 70 tl artı otopark ücretli artı içtiğin su hatta kahvaltı üstüne içtiğin kahve bile fahiş bir fiyatta.

Sevgili eşime durumu anlatınca  o da kusura bakma, ben bir kahvaltıya 150 TL vermem diyince ve ben de hayret bir şey ki ona sonuna kadar hak verince o halde oradaki Tabiat Parkında yürüyüş yapalım  dedim. Orada piknik masaları varmış kahvaltımızı piknik masalarında yapıp yürüyüş parkuruna geçip eve döneriz dedim. Koskoca meşhur  Polonezköy Tabiat Parkında çocuklar için de herhalde bir park bulunur diye düşündüm. Ayrıca Polonezköy'de bir sürü gezilecek görülecek yer varmış.

Böyle güzel hislerle bugün sabah yola çıktık. Polonezköy hem İstanbul'a o kadar da uzak değilmiş. Yaklaşık bir saat sonra oradaydık. Saat 9:30 sularıydı.

İlk izlenim; korkunç kalabalık. Aman Allahım nereye geldik.

İlk olarak tabii ki otopark bulmaya çalıştık. Ama her yer her yer tıklım tıklım... Daracık sokaklar üstüste arabalar.

Kemalin hemen yüzü düştü. Hiç sevmez trafiği kalabalığı böyle yerleri. Nerde bu piknik alanı diye diye söylene söylene nihayet bir otopark bulduk. İnternetten bulduğun yer böyle olur işte  deyip deyip parkettik arabayı. Sırt çantalarımıza en gerekli eşyaları ve birkaç parça kahvaltılık koyup ve termosumuzu da yanımıza alıp çıktık yola.

Polonezköy de her yer kahvaltı yeri. Internetten okuduğum polina stella leonado  ve benim kahvaltıda karar kılıp gidemediğim villa polonez ....İçine girmedik mekanı bilemem ama her yer tıklım tıklım görünüyordu. Her taraf insan her yer araba.

Biz tabiat parkına doğru yola çıktık.  Ben bir yandan tuvalet arıyorum ama yok. Kemal sırt çantasından habire şikayet ediyor bu malzemeleri ne biçim yerleştirmişsin sırtımı acıtıyor diye söyleniyordu. Oysa ki malzemeleri kendi yerleştirmişti.

Sonra termostaki çay sızmış ki benim bunda da hiçbir dahlim yoktu. Kendisi evde doldurdu ve çantaya yerleştirdi hiç ellemedim bile o termosa. Yolun ortasında durdu tüm çantadaki eşyaları fırlattı, çatallar bardaklar havada uçuştu, senin yapacağın işin .... diye bağırdı.

Yarın ilk iş boşanma avukatı bulacağım diye karar verdim.

Ver o çantayı sen benimkini al dedim. Neyse çantaları değiştik. Bu arada o çanta parkur boyunca benim sırtımda idi  hiç de sırtımı acıtmadı.


Tabiat parkına girdik. Her taraf ağaçlık, kuş sesleri, soldan bir de dere akıyor. Bence gayet güzel bir yürüyüş yoluydu.

5/01/2018

DEFNE FERAH'IN YENİ KIYAFETLERİ ve OYUNCAKLARI(20)

Defne Ferah'la bugünlerde sürekli doktorculuk oynuyoruz. O kadar sevdi ki bu oyuncaklarını... Anneee gel sen hasta olmuşsun, sana iğne yapayım cümlesini her gün en aşağı 10 kez duyuyorum.


İnternette bir videoda bu oyuncakları görüp anneee bana bundan al demişti Defne Ferah.  Çok basit bir oyuncak. Defne söylemese hayatta aklıma gelmez bunları satın almak. Yavru kuşum o kadar sevdi ki bi oyuncaklarını... Bir de ananasa ıspanak diyor ısrarla bir türlü öğretemedik ıspanak degil o ananas.


Bunlar da benim çocukluğumun oyuncakları. Eskiden noper deniliyordu. Görünce o kadar mutlu oldum ki ... Defne Ferah'tan çok ben oynuyorum bunlarla. Kemal sen bu oyuncakları Defne için değil kendin için istiyorsun dedi. Olabilir....


Bunlar da. Defne'nin yeni kıyafetleri...

4/28/2018

BAHAR GELDİ GEÇTİ

Bugün okulumuzun pikniği vardı. Şamlar'a gittik bütün okul. Hava o kadar sıcaktı ki Defne tüm gün yazlık tişörtle durdu, bir öğrencimiz sıcaklardan fenalık geçirdi, ambulansta tedavisi yapıldı.  Anladım yaz gelmiş.

2018 Bahar geçti...

Bu baharı iyi degerlendiremedim. İşte bu sene bahardan artakalan birkaç foto...

Geçen Otağtepe Fatih korusuna gitmiştik. Orada bu bitkiden gördüm. İsmi Adi Alıç'mış. Crataegus monogyna


4/26/2018

BAHAR 2018

Evet, bütün kış hayalini kurduğum sabırsızlıkla beklediğim, yolunu gözlediğim, yüzlerce binlerce plan yaptığım laleler erguvanlar mevsimi geldi,

ve geçti,

hiçbir şey yapamadan...

Birşeyi çok isteyince olmuyormuş gerçekten.

Bu sene cumartesileri okulda kursum var. Aslında 10:40 da dersim bitiyor ama o saatten sonra Kemâl asla trafiğe girip de bir yere gitmez.  Cumartesilerim ölü gün yani.

Kaldı geriye pazar.

Her pazar birşey çıktı bir yere çıkamadık. Eğer hiçbir şey yoksa hava çok kötüydü. Hava pırıl pırılsa da o gün ya sınavım vardı ya da Defne hasta oldu.

Derken nihayet dün bu senenin ilk Boğaziçi gezimizi yapabildik.

Heyhat ki laleler neredeyse bitmiş. Erguvanlar yapraklanmış.

Geç kalmışız.

Napalım kalanlarla yetineceğiz bu sene.

Dün önce Otağtepe Fatih Korusuna gittik. Hava çok güzeldi. Manzara enfesti.