06.10.2026 Salı
Bugün sabah Atatürk Kent Ormanı'na gitmeyi düşünüyordum. Defne'yi okula bıraktıktan sonra ana yoldaki korkunç trafiği görünce vazgeçtim bir hamle ile U dönüşü yapıp eve geri döndüm.
Biraz bekleyeyim 10 gibi çıkarım belki trafik açılmış olur çok da kaybım olmaz yine aynı saatte varmış olurum, rahat rahat gideyim dedim.
Eve geldim.
Lakin evde de duramadım. Dayanamadım çıktım saat 09:15'ti.
Yandex bu sefer beni Pirinççi Köyü tarafından getirdi.
Başta kalabalıktı yollar ama köy yoluna girince etraf iyice tenhalaştı. Göktürk'ten sonra ise hep orman yolundan devam ettim.
İki tarafı ağaçlı gölgeli orman yolunda araba kullanmak hoştu güzeldi ama 50 ile git git bir müddet sonra yoruldum.
Zaten biraz hastayım. Üstümde biraz ağırlık var. Bir de tin tin bu yol iyice yordu. Büyükdere Caddesi'ne katılmaya yakın da trafik neredeyse durdu ilerlemek bilmedi.
Neyse sonunda saat 10:45 gibi Atatürk Kent Ormanı İspark'a geldim.
Ama arabadan indiğimde zor yürüyordum.
( Otopark ücreti 200 TL)
Atatürk Kent Ormanı diğer ismi ile Hacı Osman Korusu bana 32 km uzaklıkta, Çamlıtepe Sarıyer'de.
Daha önce buraya hiç gelmemiştim. Orman olduğu için de aslında biraz korkarak gelmiştim. Tenhaysa dönerim Sarıyer sahile geçerim diyordum.
Hiç korktuğum gibi değilmiş. Gayet hoş güvenli tertemiz mis gibi orman.
İçeri girer girmez eski ormanlarda görülen güzel bir orman kokusu geliyor. Çok severim ben o kokuyu.
Değişik kuşlar da ötüyor.
Tek tük insanlar da var.
Gayet keyifli bir yürüyüş yolu yani.
Ormanda 3 tane gölet ve bir sürü yürüyüş parkuru var. Toplamda 12 km ediyormuş.
İstanbul'un içinde gürültüden kargaşadan kaçmak için çok güzel bir durak burası.
Doğaseverlerin kesinlikle keyif alacağı bir ortam.
Buraya ulaşım da çok kolay. Hacıosman Metro İstasyonu direkt ormana çıkıyor.
Ben Defne'yi dönüşte okuldan alacağım için araba ile geldim.
Güzelce yürüyüşümü yaptım. Üç gölü de gördüm. Lavantaları kokladım. Çıt çıt çam iğnelerini ezdim.
Hangi parkurlara girdim bilmiyorum.
Giderken giderken Beltur Kafe'ye geldim.
Burası da gayet sıcak samimi güzel bir ortamdı.
En büyük boy çay ve bazlama tostu söyledim.
(Beltur 205 TL)
Güzelce manzaralı bir masaya oturdum keyifle tostumu yerken, mis kokulu çayımı içerken bir de şöyle internette bir gezineyim dedim.
Aman Allah'ım telefonuma bir sürü mesaj gelmiş.
Bugün bizim yakınımızdaki okulda saldırı olmuş.
O kadar keyfim kaçtı o kadar üzüldüm ki anlatamam. O okulda Defne'nin bir sürü arkadaşı var.
Kahvaltım zehir oldu sonrasında daha da gezesim gelmedi.
Oysaki enerjim tam da yerine gelmişti.
Artık keyif alamayacağımı bildiğim için daha da farklı parkurlara girmedim arabaya geçtim.
Daha zamanım vardı. Sarıyer sahilde de bir bankta oturur biraz denize bakarım demiştim ama benim hep parkettiğim yer doluydu.
Ondan da vazgeçtim. Öyle uzaktan masmavi çok güzel görünen boğaza bir selam verip döndüm.
Geri dönüş yolunda yıllardır görüp hep gitmek istediğim yolumun üstündeki Bahçe Market'e son anda girdim.
Allah'ım burası benim için bir cennetti. Bütün çiçeklerde gözüm kaldı. Hepsini de ayrı ayrı beğendim.
Sonunda bu çiçeği vazosu ile aldım çıktım.
Bu bitkiyi de ilk kez görüyorum.
Zamia bitkisi imiş.
Salonuma koydum. Şu anda bunları yazarken bir yandan da durup durup ona bakıyorum.
Bugün ayrıca canım kardeşimin doğum günü. Kendisine onun çok sevdiği çikolatalardan bir kutu yolladım. İçinde 4 paket çikolata var. 2 paket E.'in sevdiklerinden 2 paket B.'in sevdiklerinden.
Bu arada B. evde paketi görünce aman ablam yoksa bana ayakkabı mı almış diye üzülmüş. Kendisi bu tip hediyeleri (gömlek ayakkabı parfüm takı vs) pek sevmiyor. İçinden çikolata çıkınca sevinmiş.
Bir de beyaz zambak buketi yolladım ama henüz teslim etmediler.
Evet gece 23:30 oldu hâlâ teslim etmediler. İptal ediyorum ve çiçekçiye çok kızgınım.
Bugün de böyle iyi mi kötü mü karar veremediğim bir gün oldu.
Her günümüz bir öncekinden güzel geçsin inş.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder