19 Ekim 2012 Cuma

BURASI MARDİN... BAŞINA İŞ AÇMA...

          Çok karmaşık duygular içindeyim... Aslında günüm çok güzel başladı... Birkaç gün önce müdür yardımcısı öğrencilerin benden çok memnun olduğunu söylemişti ve  bugün de okulun rehber hocası öğrencilerin beni çok sevdiğini söyledi... 14 yıllık eğitim hayatımda ilk kez oluyor bu :) ... (özel ders öğrencilerimi ve velilerini hariç tutuyorum)   8 yıl boyunca özel okullarda canımı dişime taktım uğraştım durdum ama hak ettiğim cümleleri idarecilerden hiç duyamadım... Hatta işsiz kalıpta özel ders vermeye başladığım ilk yıl bir öğrencim sınavda kimyayı fullemiş.  LYS sınavından sonra beni arayıp ' Allah razı olsun hocam sayenizde kimya sorularının hepsini doğru yaptım ' dediğinde  hüngür hüngür ağlamıştım... Hayatımda ilk kez bir öğrencim bana teşekkür etmişti...  İyi ki de 8 yıllık kolej hayatından sonra işsiz kalmışım...  4 yıllık özel ders hayatımda psikolojim düzeldi,  kendime geldim... Bir öğretmen için o kadar önemli ki bu cümleler...  yaptığının karşılığını görmesi, takdir edilmesi.. Mardin'de Kasımiye Medresesi var , meşhur... Orada hocaların ders verdiği odalara açılan kapılar insan boyundan daha küçük. Çünkü edepsiz bir öğrenci olur da  hocanın karşısına eğilmeden girer diye bilerek küçük yapmışlar kapıları.. Bir zamanlar bu kadar değer verilirmiş öğretmenlere...

          Her neyse mutlu mutlu eve dönerken ekmek almaya bizim evin yanındaki bakkala gittim ..Tam paranın üstünü beklerken pat küt sesler duydum ... Arkamı döndüğümde gördüm ki  bir adam küçücük el kadar çocuğu dövüyor... ağzına burnuna yumruklarını  indiriyor... Dondum kaldım ...Sonra koştum çocuğu adamın elinden aldım... ' ne yapıyorsunuz ' diye bağırmaya başladım ...  Gençten bir adam... Babası olduğunu söyledi... Belli.... Küçük yaşta evlendirilmiş hemen de çoluk çocuğa karışmış...  O an çocuk arkamda tir tir titrerken, eteklerime sarılmış ağlarken , babasından saklanırken çok şey söylemek istedim o adama ' el kadar çocuktan ne istiyorsun, hak etmiyorsunuz baba olmayı, bekle 10 yıl daha güç yetirebilirsin bu çocuğa,  umarım aynı dayağı sana da atarlar bir gün, o minicik çocuğu nasıl tir tir titrettiysen Allah da seni aynı konuma getirsin sen de tir tir titre... ' ve daha pek çok şey söylemek istedim. Ama içimden başka bir ses o adamın elinden çocuğu alırken ' dikkat et , bu topraklarda insan hayatı çok ucuz.. Her gün görüyorsun her gün haberlerde izliyorsun... dikkat et ' diyordu... Sadece ters ters bakmakla yetindim (malesef)  Eve geldim saatlerce elim ayağım titredi...
         Ayrıca yarın istemediğim halde sürücülük sınavı için gözetmenlik vermişler... Bugün arkadaşlar uyardı.. Kopya çekerlerse (cep telefonlarına cevaplar mesaj olarak geliyormuş ) görmezden gel dediler... Burası Mardin, başına iş açma  dediler.... Şimdiden çok gerildim, ben görmezden gelemem ki ...  Nefret ediyorum başıboşluktan, vurdumduymazlıktan,  kuralların işlememesinden,  birilerinin konuşması ile iş yapılmasından...  Mardin'e gelince anladım ki (ya da MEB'e geçince  hangisinden kaynaklanıyor henüz bilemiyorum)  gerçekten de ben memur tipi bir insan değilmişim... Salla başını al maaşını beni korkunç derecede yıpratıyor ...Resmen ruhum kirlendi burada ... Meğer ben ciddi ciddi  medeni ve batılı bir insanmışım da haberim yokmuş... İstanbul' da  boğaza karşı kahve yudumlarken arkadaşlarla  doğu hakkında ahkam keserken, hükumetin doğu  politikalarını eleştirirken, askerin polisin yaptıklarını kritik ederken meğer  ne kadar da boş boş konuşuyormuşum ,saçmalıyormuşum; bizim topraklarımız... bizim değerlerimiz... bizim bağlarımız.. bizim insanlarımız.... Hiç de Mahsun' un filmlerindeki gibi değilmiş  buralarda hayat ... Dürüstlük, helal rızk, kul hakkı  ara bulabilirsen... Nefret ettim buradaki yaşamdan.. Meğerse ben hiç mi hiç sevmiyormuşum Anadolu'da ki yaşantıyı.... Ben hiç de sevmiyormuşum meğerse aile bağlarını, aşiretleri... Her şeye karışılmasını, ricalarla torpillerle iş yapılmasını... Hani 9 aydır uğraşıyorum gayret gösteriyorum burayı sevmek için ama her gün saçma sapan bir olay yaşıyorum... Ben sevmeye çalıştıkça burada bir b*k yok boşuna uğraşma diye nefret etmem için sanki ellerinden geleni yapıyorlar...  Hasret kaldım insanca yaşamaya... Haksızlığa uğradığımı hissetmemeye... ( Mardinli arkadaşlarım dostlarım ne olur üstlerine alınmasınlar, burada yaşamışlarsa ne demek istediğimi benden iyi anlarlar; çok dertliyim çok)
          Artık İstanbul'da geçen diziler izliyorum... Bir zamanlar ben de buralarda yürüyordum ben de buralarda oturmuş balık yemiştim, çay içmiştim demek için ... İstanbul'a gittiğimde yaşlı başlı güngörmüş bir çınar görsem sarılacağım hiç kimseye aldırmadan ... Bir banka oturup saatlerce suya bakacağım... Yağmur yağdığında altında sonuna kadar ıslanıcam  .... O kadar hasretim maviye...yeşile...yağmura....  Her sabah kahvaltı yaparken fatih portakalı izliyorum sırf arka fonda kıyıya dalgalar vuruyor ya işte o dalgaları seyredebilmek için...o derece yani...



6 yorum:

  1. Allah yardımcınız olsun. Sizi o kadar iyi anlıyorum ki..Haksızlık, adaletsizlik, görgüsüzlük, ilkellik vs. karşısında sessiz duramayan biri olarak. İstanbul bi o kadar daha güzel olurdu, eğer sadece oldukları yerlerde kalıp bu güzel şehre akın etmeselerdi. Ama yapacak bir şey yok, öyle çok ve hızlı ürüyorlar ki..

    YanıtlaSil
  2. kıyamam Allah yardımcın olsun...ama inan gün geçtikçe alışacaklar sana sen de onlara birgün teşekkür edecekler o zaman gelediğinde bu sözümü unutma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylenenlere göre alışmak yokmuş da pes etmek varmış... Zamanla hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi ve de hiç bir şeyin değişmeyeceğini anlayacakmışım...

      Sil
  3. .mardinin o güzel sokaklarını görünce dayanamadım gecenin bi vakti daldım bloğunuza..deminki yorumumu geri alıyorum öyleyse..doğru ben de anadoludaki saf insani duyguları sevsem de böyle düzensizlikleri sevmiyorum..üzüldüm..sizler değiştireceksiniz bu zihniyeti..zor..yorucu..kolaylıklar diliyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aslında ben sadece haksızlığa dayanamıyorum...Biz fakiriz edebiyatı yapıp ( ki kesinlikle fakir değiller) her türlü kanunsuzluğu mubah görüyor bir kesim...

      Sil